Artırılmış Gerçeklik Destekli Geleceğin Sanal Çalışma Ortamı: Spatial

AR office

Spatial uzaktan çalışan iş arkadaşların artırılmış gerçeklik sayesinde sanal bir çalışma alanında yüz yüze çalışmasına imkan sunuyor.
Sanal gerçeklik gözlükleri ve artırılmış gerçeklik, çalışma arkadaşlarının bulundukları mekan ortak bir paydada buluşurken kullanıcılar sanal ortamda bilgilerini paylaşabiliyor, kendileri için bir tahta oluşturup yazı yazabiliyor.

spatial-VR-calisma-ortami-AR-artirilmis-gerceklik-bigumigu-5-1536x730

Spatial’ın Microsoft’un karma gerçeklik gözlüğü HoloLens ile ortaklığı bulunuyor. Ancak donanımsal açıdan destekleyen MagicLeap gibi alternatif artırılmış gerçeklik gözlükleri, bilgisayarlar ve telefonlar da kullanılabiliyor. Gözlükler takıldıktan sonra bir avatar oluşturmak gerekiyor. Spatial, fotoğrafı yapay zeka ve yüz taraması sayesinde 3B avatara dönüştürebiliyor. Böylelikle oldukça gerçekçi bir avatar yaratılıyor. Ortak bir mekanda bir araya gelen kullanıcılar çalışma ortamı oluşturuyor veya duvarı sanal bir karalama defterine dönüştürüyor.

spatial-VR-calisma-ortami-AR-artirilmis-gerceklik-bigumigu-4-1536x864

Bir diğer ilgi çekici ve işi kolaylaştırıcı özellik ise sanal gerçeklik gözlüğü üzerinden web araması yapılabilmesi. İnternetten bulunan görüntüler sanal gerçeklik ortamına aktarılabiliyor. Fotoğrafları ve notları yeniden boyutlandırma ve ortamda farklı konumlara yerleştirme yapılabiliyor.

Şu an Spatial’ı kullanan şirketler oldukça az. Ford’un kuluçka bölümü Ford X bunlardan biri. Ford mobil çalışan ekiplerin uzaktan iş birliği yapmalarını sağlamak amacı ile pilot olarak Ford X üzerinden alternatifleri değerlendiriyor. Agarawala NASA’nın Mars ile ilgili projeleri için Spatial ile ilgilendiklerini de belirtiyor.

spatial-VR-calisma-ortami-AR-artirilmis-gerceklik-bigumigu-6-1536x730

Spatial, Google Hangouts ve Zoom gibi sanal iş yeri toplantı uygulamaların yerini almayı hedefliyor. Şimdilik aynı anda 15 ile 20 kişiyi buluşturabiliyor. Amaç aynı anda yüzlerce insanın bir arada çalışabilmesini sağlamak. Farklı alanlarda çalışan ekipler için geleceğin Slack’i olarak tanımlanabilen Spatial ilerleyen yıllarda uzaktan çalışan insanların artması ile daha önemli bir konuma gelebilir.

Google Mannequin Challenge Videoları ile Derinlik Tahmin Algoritması Geliştiriyor

google2.0.0

Google AI araştırmacıları derinlik tahmin algoritmasını 2 binin üzerinde Mannequin Challenge videosu kullanarak geliştirdi.
2016 yılında zamanı donduran akım olarak ortaya çıkan ve kısa sürede sosyal medyada pek çok kişi tarafından Mannequin Challenge aradan geçen süre zarfında popülerliğini yitirdi. Artık sosyal medyada daha farklı akımlar bulunuyor. Ancak Google AI (yapay zeka) araştırmacıları Mannequin Challenge’ı derinlik tahmin algoritmasını (depth prediction algorithm) geliştirmek için kullanmaya devam ediyor.

Meydan okuma temelinde bir grup insansın hareketsiz bir şekilde poz vermesini hedef alıyor. Kamera sabit duran insanların etrafında dönüp onların hareketsizliğini çekerken aslında bir yandan da alan derinliğini algılamaya yardımcı olacak veri oluşturuyor.

Temelde cansız manken taklidini içeren bu veri kaynağı sayesinde derinlik çıkarılıyor ve 3B efektler ile gösterilebiliyor. Google araştırmacıları da derinlik haritalarını ve derinlik tahmini modelini oluşturmak için doğal olmayan bir veriden faydalanmak yerinde YouTube’da yer alan 2 binin üzerindeki Mannequin Challenge videolarından faydalanıyor.

Bu akım olmasaydı insanların doğal eylemlerinin gerçekçi bir şekilde modellenmesi ve oluşturulması için yapay veriler kullanılacaktı. Yapay veriler üzerinden eğitilmiş model gerçek sahnelerin haritalamasını çıkarırken zorlanacaktı. Tüm modellerin sabit olduğu ve sadece kameranın hareket ettiği bu akım sayesinde stereo (MVS) gibi yöntemler kullanılarak içinde insanların da olduğu sahnelerin derinlik haritaları elde edilebiliyor.

Hareketli insanların olduğu derinlik haritası testlerinde ise başlangıçta insan bölgeleri maskelenerek bir insan segmentasyon ağı uygulanıyor. Ağ sayesinde insanın olduğu bölgelerdeki derinlik hesaplaması başka alanlardan alınan verilerle oluşturuluyor. İnsanın hareket ettiği alanın arkasında kalan bölge videonun diğer karelerinden alınan piksellerle dolduruluyor. İnsanların belirgin şekilleri sayesinde ağ birçok eğitim modelini gözlemleyerek öğrenebiliyor ve gelişiyor.

Bilim İnsanları İlk Kez, İki Farklı Çip Arasında Veri Işınlamayı Başardı

quantum

Bilim insanları, kuantum internet teknolojisi için çok önemli bir kapıyı araladılar. Laboratuvar ortamında iki elektronik çipe foton yerleştiren bilim insanları, bu fotonlar arasında herhangi bir bağ olmadan veri aktarımı yapmayı başardılar. Gerçekleşen bu olaya, kuantum ışınlanma deniliyor.

Bilim insanlarının son çalışması, klasik fiziğin tüm sınırlarınıaşıyor. Çünkü klasik fiziğe göre hiçbir şey, ışık hızından daha yüksek hızlara ulaşamaz. Ancak bilim insanlarının yaptığı kuantum veri ışınlama işlemi, ışık hızından çok daha yüksek hızlara ulaşarak gerçekleştirildi.

Araştırma; Bristol Üniversitesi ve Danimarka Teknik Üniversitesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren bilim insanları aracılığıyla gerçekleştirildi. Araştırma kapsamında, iki bilgisayar çipi arasında herhangi bir fiziksel ya da elektriksel bir bağ kurmayan bilim insanları, bu iki çip arasında veri göndermeyi başardılar. Bu araştırma, kuantum internetin gelişimi için önemli bir kapıyı da aralıyor.

veri

Yapılan araştırmayı normal fizik kuralları içerisinde değerlendirmek mümkün değil. Çünkü bu araştırmanın temelini oluşturan varsayımlara göre kuantumsal anlamda veri iletiminin, herhangi bir mesafe sınırı yok. Hatta Einstein bu durumu, “belirli bir mesafedeki ürkütücü eylem” olarak nitelendiriyor.

Çalışmayı yürüten bilim insanlarına göre bu işlem, pek çok kez denenmiş ve %91 oranında başarı sağlanmış. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan araştırmanın bir numaralı ismi Dan Llewellyn, her iki çipte de bulunan fotonların tek bir kuantum durumunu paylaştığını belirlediklerini söylüyor. Aslına bakacak olursak bu durum, veri aktarımının sağlanmasının temelini oluşturmuş durumda. Bu araştırmayı benzersiz kılan nokta, iki farklı çip üzerinde kuantum ışınlanmanın gerçekleştirilmiş olması.

Nesnelerin İnterneti Artık Daha Yaygın Olacak

iot

Araştırmacılar, Nesnelerin İnterneti’ni daha yaygın hale getirebilmek için yeni bir sistem geliştirdi. Kullanılması planlanan yeni sistem sayesinde Nesnelerin İnterneti çok daha hızlı işlem yapabilecek.

Nesnelerin İnterneti (IoT), son dönemde oldukça büyük yol kat etti. Birbirleri ile iletişim kurabilen makineler fikri, insanların hayatında oldukça büyük yer kaplayan dijital uygulamaların geliştirilmesine olanak sağladı. IoT’nin sağladığı dijital uygulamalar arasında akıllı çiftlikler, akıllı ev otomasyonları ve birbiriyle iletişim kurabilen makineler örnek gösterilebilir.

IoT’nin sahip olduğu en önemli özelliklerden birisi ise makineler arasında gerçekleşen iletişimin kablosuz ağ üzerinden sağlanıyor olması. Bu özellik aynı zamanda Machine-to-Machine (M2M) olarak adlandırılıyor. 4G ve diğer Wi-Fi bağlantıların aksine M2M, çok düşük bir hıza ve az oranda veri paketine sahip olmanın yanı sıra oldukça fazla cihazla bağlantı halinde. Telekomünikasyon işlemlerinin düzgün gerçekleşmesi içinse bu büyük engelin aşılması gerekiyor.

Geliştirilen yeni yöntemle birlikte IoT’nin kullanım alanı, uydu yoluyla elde edilen basit algoritmalar sayesinde çok daha yaygın hale gelecek.

Uydularda yer alan ve iletişimi mümkün kılan sensörlerin sayısı oldukça fazla olabiliyor. Her bir sensör tek başına oldukça az oranda ve yavaş hızda veri taşıyor. Bu da genel veri trafiğininin oldukça büyük bir ölçekte etkilenmesine yol açıyor. Ancak bu sensörlerin sayısını azaltıp veri trafiğini artırmak bir çözüm değil. Çünkü sensörlerin sayısının azaltılması, elde edilen verilerin eksik kalmasına ve sistemin çökmesine bile sebep olabilir. Bu nedenle, M2M iletişiminin gerçekleşebilmesi için her bir sensöre ihtiyaç var. Tabii bu, maliyetin artmasına yol açıyor ve IoT’nin hızlı bir gelişim göstermesinin önüne geçiyor.

Bu sorunun üstesinden gelmek içinse ‘çoklu rastgele erişim’ adında bir sistem geliştirildi. Bu yeni sistem, sensörler arasındaki veri trafiğinin karışmasını önlemek yerine, verilerin dağınık bir biçimde alınmasını sağlıyor. Mesajı tek seferde belli bir sensöre ulaştırmak yerine, farklı sensörlere dağıtılan ilgili verilerin her biri toplanıyor ve birleştiriliyor. Böylece M2M iletişim süreci de büyük ölçüde hızlandırılmış oluyor.

Araştırmacılar, bu yeni sistemin oldukça mantıklı olduğunu ancak kullanıma sunulduğunda karşılaşabilecek sorunlara yönelik daha fazla test yapılması gerektiğini vurguluyor.

Facebook, Google Stadia’ya Rakip Olabileceğinin Sinyallerini Verdi

fb_logo

Facebook, oyun piyasasında sürdürdüğü yatırımları PlayGiga ile devam ettirdi. Şirket, bulut tabanlı oyun hizmeti veren PlayGiga’yı bünyesine kattı.
Facebook Gaming ekibinden bir yetkili, CNBC’ye yaptığı açıklamada PlayGiga’yı Facebook Gaming ekibine katmaktan mutluluk duyuyoruz.” ifadesini kullandı. Yetkili kişi, şirketin bulut oyun platformu üzerinde çalıştığını, şimdiyse yeni bir görevleri olduğunu da ekledi.

fb-playgiga

Facebook yetkilisinin bahsettiği yeni görevin ne olduğu net bir şekilde açıklanmadı. Fakat şirketin yaptığı son hamleye bakılırsa Facebook, özellikle Google Stadia gibi bulut oyun platformlarına büyük bir rakip olma yolunda ilerleyecek. Google Stadia, geçtiğimiz ay yaptığı çıkışından beri önemli başarı elde edemedi.

Öte yandan Facebook, bünyesine kattığı yeni alt kuruluşla birlikte neler yapmayı amaçladığını da henüz açıklamadı. Facebook’un daha önce oyun piyasasına yaptığı etki, diğer şirketlerden çok daha farklıydı. Facebook, daha çok kendi sitesinde oynanabilir olan bedava oyunlara yöneliyordu.

Apple, Amazon Ve Google Gibi Devlerden Büyük “Akıllı Ev” Hamlesi

akıllı ev

 

Apple, Amazon, Google, IKEA, Legrand, NXP Semiconductors, Resideo, Samsung SmartThings, Schneider Electric, Signify, Silicon Labs, Somfy ve Wulian, kısa süre önce çok önemli bir ortak duyuru gerçekleştirdi.

“Project Connected Home over IP” adı verilen bu ortaklık ile firmalar “akıllı ev donanımları / cihazları” için tek bir açık standart oluşturacak. Internet Protocol yani IP üstüne oluşturulacak bu platform, gerçekten son kullanıcı için harika görünüyor. Zigbee Alliance‘ın önderliğinde yürüyecek altyapı sayesinde cihazların birbirleri olan entegrasyonu hiç olmadığı kadar kolay hale gelecek deniyor. Bu durum tüketiciler yanında üreticilerin hayatını da kolaylaştıracak. Böylelikle ürünler farklı farklı standartlar yerine tek bir platform / standart için hızlı ve rahat şekilde özelleştirilebilecek. Ortak standart çerçevesinde uyumluluk, güvenlik ve üretim sürecini kolaylaştırma konularına özellikle odaklanılacak.

 

Google’dan Sürece Çağ Atlatan AR İlerlemesi

google2.0.0

İnternet devi Google, AR yani artırılmış gerçeklik konusunda önemli çalışmalar gerçekleştiriyor. Firma bu konuda büyük ilerleme kat etmiş durumda.

Yıllar önce “Apple ARKit” karşısına çıkarılan Google ARCore, ARKit gibi sadece telefonların mevcut donanımlarını kullanıyor. Bu sayede artırılmış gerçekliği çok daha geniş kitlelere açan sistem, yapılan iyileştirmeler ile “gerçeklik konusunda” devasa bir adım atıyor. ARCore altyapısı artık “özel donanımlar” kullanmadan çevredeki objelerin mesafesini hassas şekilde algılıyor ve sanal objelerin onların arkasına koyabiliyor.

ezgif-6-890879ad42ff

Bu yeni sistem“gerçeklik” konusunda büyük bir fark yaratıyor. Aşağıdaki kedi bu sistem sayesinde gerçekten koltuğun arkasında duruyor gibi görünüyor. Bu sistem alışveriş tarafında da görev yapıyor. Bu sayede örneğin bir sehpayı satın almadan önce bulunduğunuz ortamda daha önce hiç görmediğiniz şekilde görüntüleyebiliyorsunuz. Aynı şekilde oyunlar da çevrenizdeki objelerle detaylı şekilde etkileşime girebilir hale geliyor. Geliştiricilere açık olan ve web’de de çalışan bu altyapı, AR sürecine gerçek anlamda çağ atlatıyor.

ezgif-6-b1588b5ebbb3

Facebook, Messenger Uygulamasında ‘Ekran Paylaşım’ Özelliğini Bazı Kullanıcılara Açtı

fb_logo

S

osyal medya devleri, uygulamalarının daha kullanışlı olması için her geçen gün bazı yenilikleri kullanıma sunuyor. Facebook da Messenger isimli uygulamasında bir dizi yeni özelliği test etmeye başladı. Bu özelliklerden biri de ekran paylaşımı.

Kullanıcıların mesajlaşma ve görüşme yaparken kullandıkları uygulamalar arasında birçok iyi alternatif bulunuyor ancak Facebook, bu konuda kendi uygulaması olan Messenger’ı kullanıcıların ilk tercihi hâline getirmekte kararlı.

fb messenger ekran paylaşımı

 

Arayüz üzerindeki ekran paylaşım butonuna tıklayan kullanıcılar, izin ekranında onay butonuna bastıktan sonra kameranın kapanmasıyla ekranlarını paylaşabilecekler. Bu arada bu özelliğin testinin şu an için Android sürümde geçerli.

Uygulamanın Android beta sürümünde test edilmeye başlanan bu özellik, kullanıcılar tarafından sevilmesi durumunda ana uygulamaya da entegre edilebilir.

Snapchat, Gucci Markalı Artırılmış Gerçeklik Gözlüklerini Tanıttı

snapchat_75x75

Sosyal medya uygulaması Snapchat’in geliştirici Snap, Gucci markalı artırılmış gerçeklik gözlüklerini tanıttı. Gözlüklerin üretimi için Gucci ile iş birliğine giden Snap, gözlüklerin tasarımını ise Hollywood film yapımcısı Harmony Korine’ye yaptırdı.

Korine’nin yarattığı el boyaması lensler, şeker pembesi ve neon sarısı da dahil olmak üzere doygun tonlara sahip ve metal çerçevelerde özel yapım kabartmalar içeriyor. Gözlüklerin Korine’nin resimlerinde, fotoğraflarında ve filmlerinde kullanılan renk paletinden esinlenildiğini belirten Snap, gözlüklerin el boyaması olduğunu da söylüyor.

İş birliğinin bir parçası olarak Harmony Korine, Snapchat’in artırılmış gerçeklik efektlerini “giyilebilir sinema” eseri yaratmak için kullandı. Tamamen gözlüklerle çekilen ‘Duck Duck’ isimli kısa film, bu hafta Miami’de düzenlenen Art Basel 2019’da gösterime girdi.

Lensleri Gucci logoları ile kaplanan gözlükler, şu aşamada yalnızca sınırlı sayıda üretilmiş durumda. Snap, bu gözlüklerin yalnızca Art Basel Miami 2019’daki içerik yaratıcıları için sadece 50 adet üretildiğini belirtiyor.

snapchat_gucci

Snapchat’in geliştiricisi olan Snap, sınırlı sayıda üretilen gözlüklerini ticari olarak piyasaya sürmeyi planladığını ancak bunun için henüz bir tarih veremeyeceğini söylüyor. Bununla birlikte geçtiğimiz ağustos ayında piyasaya sürülen standar Spectacles 3 gözlükleri 380 dolardan satışa sunuluyordu. Bu noktada Gucci imzalı gözlüklerin, bu fiyatın üzerinde bir fiyat etiketine sahip olacağını söylemek mümkün.

Instagram Hikayeler’e ‘Kartlar’ İsminde Bir Özellik Geldi

instagram-

Instagram’ın Hikayeler bölümüne yeni bir özellik eklendi. “Kartlar” olarak isimlendirilen bu özellik, sevdiklerinize hoş bir sürpriz yapmanıza yardımcı oluyor.

içerisinde. Instagram’ın geliştirici ekibi, kullanıcılara hem daha iyi bir deneyim yaşatabilmek hem de ilgiyi yüksek ve daimi tutabilmek için sürekli olarak çalışıyor ve platforma yeni özellikler kazandırıyor. Instagram, şimdi de yine önemli bir özelliğe daha kavuştu.

Instagram’ın geliştirici ekibi, platformun “Hikayeler” bölümüne ayrı bir önem veriyor ve bu bölümü sürekli olarak güncelliyor. Yakın geçmişte neredeyse baştan aşağı değiştirilen Instagram’ın Hikayeler bölümü, şimdi yeni bir özellik daha kazandı. Bu özellik, Instagram kullanıcılarının başka bir kullanıcıyla olan geçmişlerini hikaye haline getirmelerine yardımcı oluyor.

Instagram’ın yeni özelliği, Hikayeler bölümünün altında yer alan “Oluştur” alt menüsüne eklendi. “Kartlar” olarak isimlendirilen bu yeni özellik kapsamında Instagram, kullanıcılara 4 farklı seçenek sunuyor. Bu seçenekler sırasıyla; doğum günü, teşekkürler, mutlu yıl dönümleri ve isimsiz. Sonuncu kart, herhangi bir nedeni olmasa da bu özelliği kullanabilmenizi sağlıyor.

 ezgif-6-221f42c0f6d5

Instagram’ın Kartlar isimli yeni özelliği, başka bir kullanıcıyla birlikte yaptığınız paylaşımları hikaye haline getirebilmenizi sağlıyor. Bu kart seçeneklerini dilediğiniz gibi özelleştirebiliyorsunuz ve böylelikle hem renkleri hem de hikayenizde yer alacak içerikleri belirliyorsunuz. Instagram’ın yeni özelliği sayesinde sevdiklerinize hoş bir sürpriz yapabiliyorsunuz. Instagram’ın Kartlar ismindeki yeni özelliği, şu an itibarıyla hem iOS hem de Andorid platformu üzerinden kullanılabiliyor.